İnsanlar yaşlılara saygı duyar.
Çünkü yaşlılar, insani işlevlerini yitirmeye başlamışlardır. Kendi işlerini dahi yapamayacak hale gelirler. Bu nedenle yardıma gereksinim duyarlar.
Peki bir insan evladı, neden tanımadığı bir başkasına ekstra hürmet gösterir?
Cevabı basit. Çünkü gün gelecek, o da yaşlanacak. Eğer sistemi devam ettirirse, yaşlandığında kendine de saygı gösterilecek. Yani aslında herşey kendi iyiliği için. Yaşlı insan o kadar s.kinde değil.
Hepimiz biliyoruz ki, Türkiye’de bir üretim sıkıntısı var. Sanıyormusunuz ki bu üretim sıkıntısı yalnızca sanayide, ekonomide, bilimde, sanatta. Hayır. Bu sıkıntı herşeyde var. Bizi ilgilendiren kısmı ise SAYGI kısmı. Herşeyde olduğu gibi saygı konusunda da, üretim ihtiyacı karşılayacak düzeylerde değil. Türkiye halkı olarak yeterli saygıyı üretemediğimiz gibi maalesef IMF’den de borç olarak alamıyoruz. Herkesin kısıtlı saygı duyma durumu var. İdareli kullanmak zorundayız.
Peki biz napıyoruz? Bu kısıtlı saygıyı nasıl kullanıyoruz?
Bu azcık saygımızı yaşlılara harcıyoruz. Evet, beyhude bir amaçla yaşlılara göstericez diye, saygımızı çarçur ediyoruz.
Sonuç olarak, genele ve özelikle de çocuklara karşı saygısız bir toplum oluyoruz.
Şimdi soruyorum: “Dünyayı geliştirecek yerleri körelmiş bir canlıya mı yatırım yapmak mantıklıdır, yoksa yaratıcılıkları ve çalışma azimleriyle dünyayı kucaklamaya can atan çocuklara mı yatırım yapmak mantıklıdır?“
Tabiki çocuklara.
Yaşlılara duyulan saygıdan zırnık koklatılmayan çocuklar, maalesef genç yaşta toplumun hoşgörüsüzlüğüne kurban gitmektedir. Ve hastalanmaktan başka bir işe yaramayan yaşlılar, hak etmedikleri bu saygıyla, her türlü sosyal halk yardımını sonuna kadar sömürmektedir.
Türkiye olarak gelişmek, ilerlemek istiyorsak saygılarımızı çocuklarımıza sunmalıyız. Üretken beyinlere gereken motivasyonu ancak bu yolla sağlayabiliriz. Böylece üretim sürecinde aktif bir hale geliriz. Yaşlılar artık bu bencilliklerinden vazgeçmeliler. Yaşasın çocuklar, kahrolsun yaşlılar.