Bugün GRE(Graduate Record Examination) de çözümsel yazım konusunda böyle bir konu geldi burada da yazmak iyi olur tabi türkçe 
Konu öğrencilerin şüpheci olmasının öğrenme aşamasında önemli olduğu, öğrencilerin her öğretilen şeyi hap gibi yutmaması gerektiği ile ilgiliydi.
Normal olarak Türkiye'de öğrenciler(en azından çevremde tanıdıklarım diyelim), öğretilen her şeyi direk ezberliyor. Mantıksal olarak sorgulamıyor hiçbir şeyi. Örnek vermek gerekirse bir matematiksel teorem ( en basiti 2 doğal sayının toplamı yine bir doğal sayıdır) öğrenildiğinde
- Bu teoreme nasıl ulaşılmış?
- Teoreme ulaşılırken ne gibi yollardan gelinmiş?
- Doğal sayının tanımı nedir? vs.
gibi daha başka bir dolu soruların sorulması lazım. Bu örnekleri daha da arttırabiliriz. Tarih, edebiyat, fen bilimleri, matematik ve başka alanlarda bunların örnekleri var. Mesela Osmanlı tarihi konusunda en çok öğretilen tezlerden biri “Kanuni Sultan Süleyman döneminde Osmanlı altın dönemlerini yaşamıştır.” tezidir. Bu bilgi hap gibi veriliyor ve öğrenci de yutuyor. Oysa bana göre:
- Altın dönem derken tam olarak ne kastediliyor? Burada ülkenin ekonomik, askeri, siyasi gücünden mi bahsediliyor yoksa toplumun refah düzeyi, kültürel yükselişi veya bilimde göstediği başarılardan mı?
Eğer ikincisi ise benim tarih bilgilerime göre bu argüman tamamı ile yanlıştır.
- Bir ülkenin sınırlarının en büyük olduğu dönem altın dönem olarak gösterilir mi? Sınırların büyümesinin durması (ki o dönemde Osmanlıda ekonomik büyüme üretim ile değil savaş ile sağlandığından ekonomik büyümenin eşleniği sınırların büyümesiydi) ekonomik büyümenin durduğu anlamına gelmez mi? Ekonomik büyümenin durması sebebi ile ve nüfusun da arttığı düşünülürse bu ekonomik olarak gerileme değil midir? Çünkü ekonomik büyüme en az nüfus artışı oranı seviyesinde olmalıdır. Bu duruma göre en büyük ganimet toplanımı ve Osmanlı hazinesindeki artış Yavuz Sultan Selim'in Mısır'ı topraklarına katması ile yaşanmıştır.
gibi başlıklar altında bir dolu soru aklıma geliyor.
İşte böyle konular hakkında öğrencilere bir dolu bilgiler ardı arkası kesilmeden verileceğine sadece bu tez üzerine o 2 saatlik tarih dersinin tamamı bu şekilde verilse acaba İlber Ortaylı gibi daha kaç tane tarihçimiz çıkardı? Aynı şekilde bir matematik dersinde öğrencinin anlamadığı bir dolu teoremin sunulması yerine bu teoremlerin ispatı yapılsa (öğrencinin anlayabileceği bir şekilde-ki bu çok zordur çünkü her öğrenci ispatı anlayamaz-gerekirse gerçekçi örnekler üzerinden gidilmeli) öyle görüyorum ki matematik de birçokları için bu kadar korkunç olmazdı. Felsefe dersi gibi bir derste ÖSS sorusu çözmek yerine cidden felsefe tartışılsaydı, fikirler sorgulansaydı acaba nasıl mühendisler, bilim adamları çıkardı?
Bu yazıyı okuyanların diyeceklerini tahmin ettiğim ilk şey şu: “Yahu şimdi öyle işlense o dersler o konular biter mi?”. Bitmesin konular, işte eğitim sistemindeki müfredat kavramının tamamen değiştirilmesi fikrini ortaya atıyorum burada. ÖSS de “iks kare artı ykare nedir?” yerine “ikskare ve ykare doğal sayılardır. Buna göre iks artı y toplamı bir doğal sayıdır. Bu önerge hakkında aşağıdakilerden hangisi doğrudur?” gibi bir soru sorulması ve cevaplarının içinde de doğal sayılar ile ilgili teoremler ve yanlış ispatlar olması öğrencileri şüpheci düşünmeye yönlendirir fikrindeyim.
Sonuç olarak şüheci düşünmeyen bir toplumdan Galileo'lar çıkmaz. Hala dünyayı düz bir tepsi sanırlar. Ve Güneş Dünya etrafında dönmeye devam eder.