Çağdaş Hayatı Hangisi Destekliyor?
Türkiye’yi sarsan Ergenekon Operasyonu‘nun 12.dalgasında Prof. Dr. Türkan Seylan gözaltına alınmış, bütün dikkatler biranda Çağdaş Hayatı Destekleme Derneği üzerinde toplanmıştı.

Ülkenin aydın kesiminin büyük tepki gösterdiği bu olaya, karşıt fikirli gruplarda destek vermeye devam ediyor.

Bu aslında ilk ve tek değil.
Çağdaşlık karşıtı grupların, dünya varolduğundan beri, kendi pisliklerini başkalarının üzerine yığması artık günümüz Türkiye’sinde de alışılmış bir durumdur.
İşte bu nedenle, Prof. Dr. Türkan Seylan ve ÇYDD hakkında yer alan soruşturmalar bu gerici kesimi hemen harekete geçirmiştir.
İnternette oluşturdukları siteler ve e-gruplar aracılığıyla karalama kampanyaları yürüten bu insanlar, dün gece İzmir yerel televizyonu ÜTV’ de yayına çıkan K.H. aracılığıyla deşifre edilmiştir.
ÇYDD bursiyeri K.H., kendisine, ÇYDD hakkında yalan yanlış açıklama yapması için baskı yapıldığını ve işkenceye kalkışıldığını açıkladı. İnternette ve birçok yerde yayınlandığını belirttiği mektup ise şu satırlardan oluşuyor:
İşte o mektup:
“Merhaba ben K H.
Güvenlik nedeniyle soyadımı, oturduğum ili ve okuduğum üniversite hakkında bilgi vermek istemiyorum ama memleketim Van’dır. Üniversite son sınıfta okuyorum. 2 gün önce medyadan ÇYDD’ye karşı Ergenekon operasyonun yapıldığını öğrendim. ÇYDD ile ilgili bir kısım medyada eğitim gönüllüleri oldukları ve öğrencilere burs sağladıkları, özellikle kız çocuklarının eğitimi için çaba harcadıkları yazıyordu…
…Ben de bir ara ÇYDD’den burs almış birisi olarak bu ÇYDD’nin gerçek yüzünün ortaya çıkması için bilgi verme ihtiyacı hissettim ve bu maili göndermeye karar verdim.
Ben Van’da liseyi bitirdikten sonra üniversiteyi kazanıp geldiğim de maddi durumumuz kötü olduğu için çok zorluk çekiyordum. Aynı sınıfta okuduğumuz bir arkadaşım vardı. O ÇYDD’den burs alıyordu bende onun gibi alabilir miyim diye onunla konuştum. O da bana sen doğulusun sana kesin verirler diyerek cesaretlendirdi. Ben de onların bulunduğumuz yerdeki şubelerine gidip görüşmeye karar verdim. Hakikaten beni çok sıcak karşıladılar. Sen merak etme sana her türlü yardımı yapacağız, para, kalma konusunda bize güven dediler. Bir süre sonra bana bir ev gösterdiler burada kalabilirsin dediler ve burs da bağladılar.
Evde kızlarla erkekler beraber kalıyorlardı hatta odalar da bile karma şekildeydi.
…Zaman zaman eve farklı erkekler geliyor ve beraber kalıyorlardı. Çok gece onların kahkahalarından ve gürültülerinden uyuyamadığımı bilirim. Evde temizlik anlayışı pek yoktu. Zaten herkes kafasına göre takılıyor istediği zaman girip çıkıyordu.
…Verdikleri bursun bir kısmını sosyal etkinlik için kesiyorlar ve katılmak zorundasın diyorlardı. Parti gibi yapılan ve kırmızı şarap içilen bu etkinliklerde, sohbet grupları kuruluyordu.
…Sanki böyle din dersi gibi sohbetler oluyordu ama ben ilk zamanlar onları pek anlamıyordum. Taki 5. toplantıda bunların İncil’in bölümleri olduğunu ve oradan bir şeyler anlattıklarını anladım.
Ben bazen memleketten kalma alışkanlık cumalara giderdim. Cumaya gittiğimi fark eden kız arkadaşım yani oda arkadaşım benden bir süre sonra rahatsız olmaya başladı ve galiba başkalarına söyledi. Daha sonra baskılar başladı ve bunu bırakmamı aksi takdirde bursu keseceklerini ve evden çıkaracaklarını söylediler.
…Çok zor durumda olduğum için tamam dedim ve bundan sonra cumaya filan gitmeyeceğimi söyledim. Ben böyle söz verdikten sonra bursu kesmediler ancak tam güvenemedikleri için bazen cuma zamanlarında beni çağırıyorlar, görüşmek istiyorlar, böylece beni kontrol etmiş oluyorlardı.
…Ramazan geldiğinde yine bursu kesecekler korkusuyla oruç tutmayı aklımdan bile geçiremedim. Maddi olarak onlara ihtiyacım olduğu için onların her dediğine evet demek durumunda kalıyordum.
Ben böyle davranırken bir gün Van’dan teyzem eniştemle beraber tedavi için buraya geleceklerini ve benim eve de uğrayacaklarını söylediler. Teyzemler gelip, onlarda teyzemleri gördüklerinde şok oldular, buz kesildiler. Teyzem bizim oralardaki normal kadınlar gibi kapalıydı. Ancak bundan onlar hiç hoşlanmadılar ve iki gün sonra senin bize faydan olmaz, sen bize uygun değilsin diye beni evden çıkardılar ve bursumu da kestiler.
İşte ÇYDD’nin gerçek yüzü budur. Ne eğitim meraklısı ne de yardımseverdirler. Kendi amaçları için insanların zaaflarından faydalanarak kendi amaç ve hedeflerine ulaşmaya çalışan bir dernektir…
Bazen kendimden utanıyorum. Ama o zaman maddi olarak çok zor durumdaydım. Mecburdum. Ben kimsenin kötülüğünü istemedim. Onlardan korkmuyorum. Çünkü korkak olduklarını biliyorum. İsmimi yazmıyorum çünkü bu defterin kapanmasını istiyorum. Ama bunların çirkin yüzünü herkes bilmesi lazım.
Bu mailimi yayınlarsanız, halka yarar sağlamış olursunuz. Gençler içinde bulundukları zor durumlardan dolayı tuzağa düşürülmesinler.”

Mektubu okurken ağladığı gözlenen K.H. ÜTV’ye şunları söyledi:
“Şu anda, ilahi bir dernekten yardım alıyorum. Biraz önce okuduğum yazımın aksine asıl baskıyı burada görüyorum. Zaten bana bu mektubu zorla yazdırmalarıda bunun bir örneğidir.
Fakat çok daha fazlası var. Dinime bağlıyım, ilahi güç ile bir alıp veremediğim yok ama bu insanların dinle bir alakası yok. ÇYDD’yi bu kadar ustaca karalayabilmemin nedeni bütün bu anlattıklarımın asıl bu dernekte yapılmasındandır.
Biz Van’dan, Özel Ege Üniversitesi’ne okumak için 2 yıl önce gelen 2 kız arkadaştık. Diğer arkadaşım şu anda okulu bıraktı ve kendisinden 16 yaş büyük biriyle evlendi. Zenginde bir hayat yaşıyor.
Van’dan ilk geldiğimde bu türbanı takmıyordum, zaten benim anamda takmazdı. Fakat burda koşullar onu gerektirdi.
…Bize ilk haftalardan başlayarak hep baskı yaptılar. Namaz kılmamız, erkeklerle fazla görüşmememiz, Fettullah diye bir hocanın kitaplarını okumamız gibi çeşitli şeylerdi bunlar. Hatta ramazan ayında, midesinde sağlık problemleri olan bir arkadaşıma zorla oruç tutturtmuşlardı, ve o çocuk halen düzenli olarak sağlık kontrollerine gitmektedir.
…Bütün bu dini baskılar yapılırken, derneğin üst kademesindeki insanlarsa bize öğretilenin tam aksi bir hayat yaşıyorlardı. Çok afedersiniz ama derneğin İzmir şube başkanı, …. bir bayandır. Böyle tezat ben görmedim.
İnsanlar sanıyor ki, bunlar çok temiz, ahlaklı kimseler. Oysa, komşusu aç yatarken, tok uyuyan bizden değildir, demişler, bunlar komşularına, bekçilik yapması için et satıyorlar.
İşte böyle kendi yaptıkları sapkınlıkları hep başkalarının üstüne atıyorlar. Ve benim gibileride zaaflarından dolayı maşa gibi kullanıyorlar. Ben kendimden utanıyorum ama en azından ilk kez onurlu birşey yapıyorum.”

Dini bütün kesimin bu açıklamalar ardından ne yapacağı merak konusu.
Bu sözler üzerine, savcıların kamu davası açması beklenmiyor. Dernek yöneticileri hakkında soruşturma başlatılmadı ve kimse de gözaltına alınmayacak.


(7 oy verildi, ortalama: 4,86)
Hokkabaz Tarafından 29 Nisan 2009 Tarihinde Yazıldı
Olanların ve olacakların sorumluları kimler, esas konu bu olmalı. Bu yapılanların bir sorumlusu yok, o sebeple dipsiz bir kuyu bu olaylar ve içerisindeki kişilerin problemleri.